24 Nisan 2010 Cumartesi

Tanımlanamayan Haller

Bazen..bazen oluyor bazen.ve insan kendini hiç ummadığı,tanımadığı duyguların içinde ve etrafını hiç bilmediği düşünce telleriyle çevrilmiş buluyor
Sebepsiz gülücükler,bağırarak şarkı söyleme isteği,aşık olma arifesinde küçük tesadüfleri mucize olarak nitelemek..Sonra eğlenceli bir günün sonundaki durgunluklar,ağlama isteği,kopkoyu bir yalnızlığın soğukluğunda bulmak kendini...ve bir kehanetçinin ağzından dökülen sözler fark ettiriyor onu tanımadan ona kavuşma isteği içinde olduğunu.en somut arzuların hayatın en soyut yönü olduğunu duyumsamak,onun da seni orada ,tam da senin gittiğin yerde, seni beklediğinin düşünü tüm gerçeklere tercih etmek,kaçmak cesaretini gösteremeden hep aynı noktada durmak onun senden gitmesine izin vermezken sana gelmesini de engellemek...üşüdüğünde onun ruhuna sarılıp ısınmak,kavrulduğundaysa onun tüm benliğinni tüm hayattan silip atmak arasında dengesiz kararlar almak
tüm bu tanımsız haller ve tüm tutarlı çelişkiler...işte aşk...

17 Nisan 2010 Cumartesi

mucizemsi anlar

Hiç ummadığım bir anda ama her an beklediğim bir anı yaşamak..ne güzelmiş bugün yeniden hatırladım :) seviyorum (böyle anları :) ) yani mucizeye yakınlaşan anları
Sabahın mahurluğu henüz üstümdeyken senle çakıştı yolum ...şaşırdım ve tüm mahurluğumu o andan öncesine bırakarak coşkulu başladım güne.Sen önde ben arkada sen benden habersiz ben sana tutkun yürüdük bir süre.Yüzümde salak bir gülümseme içimde çok anlamlı heyecanlar...sen yine aynı saflık yine aynı samimiyet yine aynı güzellikle devam ediyordun yoluna...bitti.. sonra yine anlık yitik bi mutluluktu yaşadığım dedim
ve bu alışkın olduğum düşünce kafamda yine karışıklıklar yaratmışken yeniden mucizeye yaklaştığımı hissettim.Çünkü sen vardın o anda ve senin olduğun her an mucizeye benziyordu ummadığım beklentilerimi yaşamaktı bu çünkü.Şimdi de önümdeydin ve kulağıma ulaşan sesinin titreşimleri içimde yankı buldu..yankılar yangınlara neden oluyordu kalbimde...öyle sendi ki o ses ve öyle parmak uçlarımda ve öyle dokunulması imkansız...
Senle başlayıp senle devam etti bugün ve dokunulması imkansız bu anlar bile kalbimi ısındırdı çikolata etkisi yaratrken günün devamında da mucizem olacağını bilmiyordum ve tanıştık ve karşımdayadın ve konuşuyorduk ve soruma cevap geliyordu senden...acaba dedim o an;acaba bu tüm meraklarımı giderecek bir başlangıç mı acaba seni bana çeken şey şimdi de beni sana mı getiriyoırdu?keşke..keşke tüm bitişlerimw seninle başlangıç yapabilsem tüm hüzünlerime seninle noktayı koysam ve "sana yeniden yeniden başlayabişsem"

1 Nisan 2010 Perşembe

Aşkın yollarından sevdaya çıksam

Eski baharlarıma olan nefretim beni sana getirdi.Mazi canımı yaktıkça ben gözlerine sığındım ve o sığınağa uğradığım her seferde herkesim sen oldun,hiçbir kimsem herkes oldu senden başka.
Seninle kendimi bütünleştirdiğim zaman biz bütünleşemiyoruz,eksik kalıyoruz.Ben adım atmaya hevesli bir bebek telaşlı heyecanımdayım; sen yürümekten yorulmuş bir ihtiyar yavaşlığında.
Cümlelerimin tükendiğini düşündüğüm o anda bir de baktım ki sen çıktın karşıma:yeni cümlelerimin sebebi,öznesi olarak.Yüklemler oluşturdun içimde,ruhumda,kalbimde (yani başlı başlı bende) ve nesne,etkilenen hep ben oldum yeni cümlelerimde,zarflar ise acıtıcı,keskin,umutsuz,biçareler hep...Kendi yalnızlığıda giriş yaptığım bu yazıyı "sen"inle gelişen ve "biz"le sonuçlanan bir hikaye yaratmak istiyoru.Yani aşkla,delilikle çıktığım bu yoldan sevdaya çıkacağım,sana uzattığı eli tutarsan eğer

Sahipsiz Uçurtma Yalnızlığı

Tek taraflı da olsa, yapayalnız bir aşk da olsa en azından bağlıydım bir şeye, birisine, sana...Tutunuyordum düşmemek için,yaralanmaktan korunmak için.Şimdi ise boşlukta, hiçbir yere tutunamadan karanlık bir boşluktayım.Düşüyor muyum onun bilincinde bile değilim.Havada asılı kalmış,oradan oraya sürüklenen bir uçurtma halindeyim.

Oysa ben uçurtma olsam da ipimin birisinin elinde bağlı olmasına alışmıştım,seviyordum bunu.Uzak diyarlara kaçamasam da seviyordum.Rüzgarda savrulurken aramızda bağ olmasına güveniyordum,mutlu oluyordum acılar içinde bile...

Söylesene havada uçan,ipine bağlı bir eli olmayan,sahipsiz bir uçurtmadan daha yalnız ne olabilir ki bu hayatta???

İşte ben böyleyim şimdi,senden sonra:kimsenin nereye uçtuğunu umursamadığı benim de zaten nereye gittiğimi bilmediğim bi uçurtmayım.Ne nereye gittiğimi ne düştüğümü ne de yükseldiğimi biliyorum,Her etkiye açık bir uçurtma...

Sonra ağaçlara takılmak istiyorum ya da direklere takılmak ve beklemek birisinin beni ordan kurtarmasını.Ama her tutunmak istediğim ağacın kendi dalları,kendi uçurtmaları,kendi bağlılıkları var;direklerinse kendilerine konmuş kuşları var benden önce gelen.

Ben hepsinden uzak,yeryüzünde tek başıma özgürlük havasında kendini avutan savunmasız uçurtma
Biri gelse,yetişse bana ve tutsa benim ipimi,yüreğimin elini ve gitmeme,gökyüzünde kaybolmama engel olsa

Uçsuz ufuklara doğru uçan uçurtmaya bakıldığında hayatta en özgür olduğu için en mutlu olduğu sanılır belki de.Oysa ki onun bağlanmaktan yoksun,bağlanmaya ne kadar muhtaç olduğunu düşünen oldu mu ki hiç?Birisine tutunmak ve ondan hiç kopmamayı,hatta kopamamayı ne kadar özlediğini, istediğinin sadece bu olduğunu hiç kimsenin hissetmemesi,hiç kimsenin bunu görememesi bazen onun için iyi oluyor ki hep ayakta,hep güçlü,hep özgür,hep bağımsız biliniyor.Bazense bu haller yalnızlığını daha da koyulaştırıyor, özlemlerini sonsuzluğa ulaştırıyor.Yalnızlık hissinin yanına anlaşılamamak,anlatamamak da eklenince elindeki özgürlük hiçbir şey ifade etmiyor ona

Zaten söylesene havada uçan,ipine bağlı bir eli olmayan,sahipsiz bir uçurtmadan daha yalnız ne olabilir ki bu hayatta???