4 Mart 2010 Perşembe

"ÜÇ MAYMUN"CULUK

Ben bu ara sürekli üç maymunun içinde hissediyorum kendimi.Bildiğim ne kadar şey varsa göz ardı etmeye çalışıyorum.En başta kendi duygularımı inkar ediyorum kaçıyorum;kendimi reddediyorum.Onu seviyorum, özlüyorum,nefret ediyorum ;gelsin istiyorum susuyorum,tıkıyorum kuklağımı kalbimin sesine görmüyorum onsuzluğumun yoğunluğunu..Sonra başarısızlıklarımı gözardı ediyorum.Sonuçsuz kalan çabalarımda önemli olan katılmaktı cümleleriyle avutuyorum kendimi.Yalnızlığımda kendimle yapmacık sırlar oluşturuyorum.Kendimi kendimden gizliyorum..

Bireysel görmedim-duymadım-bilmiyorum felsefesi bazen kendimizi aldatmamıza yol açsa da bazen de Pollyannacılık şekline bürünerek mutlu eder bizi.

Peki toplumda yaşayan biz sağırlar,biz amalar,biz dilsizler topluma bir güzellik katabiliyor muyuz?Yoksa sadece kaçıyoruz kaçtığımızı mı sanıyoruz soırunlardan, sorumluluktan,suçluluktan?

Yaşadığımız toplumda hepimiz birlikte üç maymunculuk oynuyoruz.Olan biten her şeyin farkındayız ama farkında değil numarasına yatıyoruz ve bunun içindir ki hiçbir şey yapmama suçunun ancak ihmal suretiyle işlenmiş olduğunu söyleyebiliyoruz.Halbuki hepimiz kasıtlı suçlar işliyoruz bu toplumda. Komşumuzun karısı dövülüyor susuyoruz; 9 yaşındaki kız çocuğunun hayatı mal karşılığı elimizden kayıp gidiyor susuyoruz; haksızlıklara susuyoruz ;bize dokunmayan yılanları elimizle besliyoruz;ötekiler götürülürken susuyoruz ve konuşacak kimsenin kalmadığını ancak sıra bizi götürmeye geldiklerinde anlayacağız tıpkı hitler dönemi rahibi Martin Niemöller gibi...
Üç Maymun'u oynayan herkes suçun mağduru,herkes suçun faili..

Sonra aslında reddettiğimiz ama yan ceplerimize biz fark etmeden konulan harçlıklar(!) karşısında susuyoruz bazen de konuşur numarasında onların doğrusunu seslendiriyoruz birer kukla olarak.Ve sonra karanlığın en dibinde bu oyuna katılmayan birileri çıkıp ve kalbindeki ışıkla meşale yakıp da herkes duysun diye avazı çıktığı kadar bağırınca ; kulaklarımız tırmalanıyor anlamlandıramıyoruz bu rahatsızlığımızı.Oysa kendi benliklerimizin çatışması bu yaşadıklarımız ve kökenine inmeksizin o sesi yok etmeye hedefleniyoruz sonra yine rahat yataklarımızda uyumaya devam edeceğiz çünkü...

Uyumaya devam edelim nasılsa bizim içn geldiklerinde şu cümleleri söyleme çaresizliği içinde olacağız:

Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım;
Çünkü ben sosyalist değildim.
Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım;
Çünkü sendikacı değildim.
Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım;
Çünkü Yahudi değildim.
Sonra beni almaya geldiler;
Benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı. (Martin Niemöller)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder