Üşüyorum.
Neden? diye soruyorum kendime.Bulamıyorum bir cevap.Oysa dışarıda güneş parlıyor tüm neşesiyle ;içimeyse hüzün çökmüş tüm ağırlığıyla.Dışarıdaki güneş içime girmek için adeta hüzün bulutlarımla mücadele ediyor ama her defasında güneş yeniliyor ve üşüyorum...
Umutsuzluğun başladığı noktada güneşim uzaklaşıyor benden.Beklentilerimin azaldığı oranda güneşle aramdaki mesafe artıyor,artıyor ve sonunda görülmez oluyor gökyüzünde.
Üşümemin nedenlerini arıyorum içimde.
Belki bakışları,sözleri,gülümsemeleri özlemekten üşüyorum.Belki de anlaşılamamaktan,dışlanmaktan, tuhaflaşmaktan.Ya da uzaklaşmaktan,ufkun ötesine aşmaktan.Belki de gölgeden çıkmaktan ürküyorum ışığın gözümü kamaştırması ürkütüyor beni ve gölgede kalıyorum.Ve gölgede kalmak yoruyor beni.Zaman zaman da bu yorgunluk titretiyor derinlerde saklı kalan duygumu
Ne garip şey üşümek ve de ne gizemli.Bazen hissettiğin en yoğun duygu oluyor ama ismini koyamıyorsun bazense ufacık bir ürpertiyle hissettiriveriyor kendisini.Çözemiyorum bu gizemi ve üşümekten kurtulamıyorum.Battaniye niyetine sözlerle örtmek istiyorum yüreğimin üstünü.Sevgiye sığınarak avutmak istiyorum kendimi.Ama sonuçsuz kalıyor tüm çabalarım.Sözcükler cümle oluşturmuyor.Yapbozun dağınık parçaları gibi anlamsız kalıyorlar
Hiç bir şeyi anlamlandıramasam da artık biliyorum bu üşümelerin çözümü yok.
Çünkü tek bir neden var:
Üşüyorum çünkü gözlerim sensizlikle dolu bir boşluğa bakıyor....Ve sensizlik sonsuzluk gibi çözümsüz,sınırsız ama artık olağan.Üşümeye alışıyorum....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder